Gece Müziği
Kendi ayaklarını takip ederek Peride’nin dairesine girdi Aras; her yere nasıl girip çıkıyorsa öyle. Sanki canlılar ve nesneler yığınının içinde dalgın, kendinden habersiz yürüyor gibi. Peride kapıyı kapadı. Aras, salona adım attı ve durdu. Yekpâre camdan alabildiğine deniz görünüyordu.
Peride, “Otursana.” dedi erkeksi, tersleyici.
Genç adam lâfı değil tavrı anlayamadı. Şaşırdı birdenbire değişen kadına.
Kadın üsteledi “Salak çocuk otursana. Koltuğa oturmak için oturma iznine gerek yok.” dedi fakat bu kez gülümseyerek. ‘Oturma izni’nin altını özellikle çizmişti. Oturdular.
“Viski?” dedi edâsı genç nüfusu yaşlı kadın.
“Olur.” dedi beriki düzgün bir Türkiye türkçesiyle.
“Kaç buz?!” diye bir ses geldi mutfaktan.
“Çok.” diye yanıtladı yakışıklı.
Peride döndü. Viskileri sehpaya koydu gelişi güzel. Çok buzlu kadehi aldı Aras sıkılarak. Peride, minik bilgisayarını ses yükselticiye taktı ve Farid Farjad yazısının üstüne tıkladı. Koca kolonlardan fıstıkî halının üstüne kır kokusu gibi bir müzik yayıldı. Rebap ruhu taşıyan kemanın sesi kapladı boşluğu. Ses penceredeki manzarayı yeniden çizdi. Aras’ın aklına memleketi geldi; Bakü’nün sokakları ve Tebriz’li dayısı… Ama sadece aklına geldi.
Peride Selime bakan ‘L’ koltuğa uzandı delikanlının aklındakini görmeden, görmek istemeden… Hergün çok eski bir maçın rövanşını yeniden almak yorucuydu. İkisi de ay ışığında kırışan denize bakıyordu. Ama ikisi de farklı görüyordu; bu kesin. Sisin ardındaki adalara ve Rum diyarına uzuyordu bakışlar belki. Bir sigara sardı Aras; yaktı. Dalgınlığını poza dönüştüren kadın, kıraliçe edasıyla el işareti yaparak sigarayı istedi. Bir fırt çekip geri verdi hemen. Geniş salon dumanlandı. Delikanlı sıkıntıdan kurtulup koltuğa daha rahat oturmak üzere kaykılırken elleri koltuğun inanılmaz yumuşaklıktaki kumaşını hissetti. Heyecanlandı.
“Bana Bakü’yü anlat.” dedi Peride.
Sessizlik oldu.
“Evet! Hadi anlatsana!”
Bu sert, kesik, meydan okuyan konuşmalardan bıkmıştı Aras. Burada Azeri olduğunu öğrenen, hemen aşağılamaya ya da iğnelemeye girişiyordu. Kulaklarına kadar kızardı. Dayanamadı ağzından birkaç küfürlü Rusça lakırdı kaçırdı.
“Ne dedin sen?” dedi Peride.
“Bi şey demedim… Peki ben anlattıktan sonra sen Tahran’ı anlatacak mısın?.. Tebriz’e benziyor mu Tahran?”
Kadın hiç bozmadan cevap verdi “Pöh! Tahran neresi ki? Çoktan unuttum oraları ben. Oralarla işim bitti. Onlar Fürûğ’u anlayamadılar. Fürûğ…”
“Fürûğ’a hayranım.” dedi Aras araya girip.
Peride hızla ayağa kalktı, “Bir daha sakın sözümü kesme! Seni yeni yetme. Sen Fürûğ’u ne bilirsin!” dedi parmağını sallayarak.
Aras buz gibi oldu. Her şeyin birdenbire nasıl değiştiğini anlayamamıştı. Her şey kendi yatağında akıp giderken birdenbire böyle tatsızdan da tatsız bir duruma nasıl varılmıştı? O da ayağa kalktı ve artık susamayacaktı,
“Erkek olmadığın için bu kadar cesursun.” dedi.
“Yani?” dedi Peride küstahça.
“Niye beni davet ettin evine? Şuurun yerinde mi senin? Kendini örümcek kadın falan mı sanıyorsun?”
Peride’nin omuzları düştü, “Affet. Çocuğum ben.” diyerek dudaklarını büzüştürdü.
Aras devam etti, “Biliyor musun gözlerin kızkardeşime benziyor. Ellerin de. Ama o bir melektir. Sense, hayır, şeytan değil… Evet erkek özentisisin. Güç aşığısın. Ben güçsüz olanın önünde her zaman diz çökerim. Ama güç karşısında asla eğilmem. Sosyalizmden de kapitalizden de nefret ediyorum. Ben bir anarşistim.”dedi.
Peride “Neden böyle kitabi konuşuyorsun?” dedi küçümsüyerek.
Aras dayanamadı, “Bok! Ne halin varsa gör.” dedi ve çıkışa yürüdü.
“Siktir git sen de o zaman!” dedi Peride.
Arkasını dönmüş çıkıyorken müzik değişti ve Yasmin Levy’nin zılgıtsı sesine yakalandı Aras.
Delikanlı son bir kez döndü “Sen niye dinliyorsun ki bu müzikleri?” dedi ve bu kez gerçekten çıktı.
Peride umursamadan, abartılı çarpık bir gülümsemeyle baktı çıkış kapısına. Ama sonra ciddileşti/hakîkileşti. Cam sehpanın üstündeki ağır puro tablasını alıp fırlattı. Ân yavaşladı. Koca tabla, denizi çerçeveleyen pencereye doğru ağır çekim uçarken Yasemin’in sesi Filistinli bir delikanlının omzundan düşen kefiye gibi dalgalandı ve bu küçük hikâye nihayete erdi.
